Tur Detayları
Ateşin ve Işığın Ülkesi İZLANDA (19 EYLÜL – 24 EYLÜL 2026)
Tur Detayları




| Fiyatlarımız | |
| İki Kişilik Odada Kişi Başı | 2,790 EUR |
| Tek Kişi | 3,390 EURO |
Fiyata Dahil / Fiyata Dahil Değil
- SAS Havayolları (Scandinavian Airlines) tarifeli seferleri ile İstanbul - Reykjavik - İstanbul uçak biletleri
- Havalimanı vergileri
- 3* ve 4* otellerde 5 gece oda & kahvaltı konaklama
- Özel araç ile tüm transferler Programa dahil günlük turlar, milli park ve ören yeri giriş ücretleri
- Reykjavik Şehir Turu
- Sky Lagoon & 7 aşamalı ritüel (havlu dahil)
- Golden Circle Turu (Kerid- Geysir- Gullfoss- Thingvellir)
- Güney Sahilleri Turu (Reynisfjara- Skógafoss- Seljalandsfoss)
- Hveragerdi & Reykjanes Jeotermal Alanları
- Perlan Müzesi (Buz Mağarası, Aurora gösterimi, volkan simülasyonu)
- Türkçe rehberlik hizmetleri
- Mesleki sorumluluk sigortası
- * Yurt dışı çıkış harcı
- * Öğle ve akşam yemekleri
- * Kişisel harcamalar
- * Vize Ücreti
- * İptal ve Sağlık Teminatlı Seyahat Sağlık Sigortası
Tur Programı
*İstanbul Havalimanı Dış Hatlar Terminali'nde uçuşumuzdan en az 3 saat önce rehberimiz ile buluşma.
Scandinavian Airlines (SAS) ile Kopenhag'a uçuş. 1 saat 25 dakikalık aktarma sonrası Scandinavian Airlines (SAS) ile Reykjavik Keflavik Havalimanı'na hareket. Yerel saat ile 09:40'ta varış.
* Varış sonrası Reykjavik şehir turumuz için hareket ediyoruz. İlk durağımız, şehrin termal plajı Nauthólsvík oluyor. Burada vereceğimiz kısa fotoğraf molasının ardından, şehrin su deposu olan;ilginç mimarisi, bünyesinde yer alan müze ve görsel gösterileriyle dikkat çeken Perlan'ı panoramik olarak görüyoruz. Daha sonra şehrin hemen her noktasından görülebilen Hallgrímskirkja Kilisesi ve kilisenin önündeyer alan Leif Eriksson Heykeli'ni ziyaret ediyoruz. Ardından sahil yolu boyunca ilerleyerek, Reagan ve Gorbaçov'un 1988 yılında bir araya gelerek Soğuk Savaş'ın sona ermesine giden sürecin temellerini attıkları Höf?i Evi'ni ve nefes kesici manzaraya hakim Sun Voyager Anıtı'nı görüyoruz.
* Danimarka-İzlanda ortak mimarisiyle tasarlanmış ve 2011 yılında hizmete giren opera ve sergi binası Harpa'yı gördükten sonra, Reykjavik Limanı, balıkçı barınakları ve tersanelerin yer aldığı güzergah boyunca turumuza devam ediyoruz. Havalimanında bizleri bekleyen özel aracımız ile otele hareket,yerleşme ve dinlenme.
* Sabah kahvaltısının ardından Reykjavik şehir turumuz için otelimizden ayrılıyoruz. İlk durağımız, şehrin termal plajı Nauthólsvík oluyor. Burada vereceğimiz kısa fotoğraf molasının ardından, şehrin su deposu olan; ilginç mimarisi, bünyesinde yer alan müze ve görsel gösterileriyle dikkat çeken Perlan’ı panoramik olarak görüyoruz.
* Daha sonra şehrin hemen her noktasından görülebilen Hallgrímskirkja Kilisesi ve kilisenin önünde yer alan Leif Eriksson Heykeli’ni ziyaret ediyoruz. Ardından sahil yolu boyunca ilerleyerek, Reagan ve Gorbaçov’un 1988 yılında bir araya gelerek Soğuk Savaş’ın sona ermesine giden sürecin temellerini attıkları Höf?i Evi’ni ve nefes kesici manzaraya hakim Sun Voyager Anıtı’nı görüyoruz.
* Danimarka–İzlanda ortak mimarisiyle tasarlanmış ve 2011 yılında hizmete giren opera ve sergi binası Harpa’yı gördükten sonra, Reykjavik Limanı, balıkçı barınakları ve tersanelerin yer aldığı güzergah boyunca turumuza devam ediyoruz. Şehirde vereceğimiz serbest zamanın ardından Sky Lagoon’a hareket ediyoruz.
* Bu çok özel jeotermal tesis; 75 metrelik sonsuzluk (infinity) kenarlı jeotermal havuzu ile okyanusla birleşiyormuş hissi yaratırken, Atlantik Okyanusu manzarası, çevredeki doğa ve volkanlar eşliğinde spa’nın sunduğu özel 7 aşamalı ritüel deneyimini yaşatıyor. Bu etkileyici deneyim; sıcak havuz ? soğuk su ? sauna ? buhar odası ? vücut ovma (body scrub) gibi aşamalardan oluşarak, hem rahatlama hem de geleneksel İzlanda **“banyo kültürü”**nü deneyimleme imkanı sunuyor.
* Keyifli bir günün sonunda otele geri dönüyoruz.
* Otelde alacağımız açık büfe sabah kahvaltısının ardından Reykjavik’teki otelimizden valizlerimiz ile ayrılıyor ve Golden Circle (Altın Çember) turu için hareket ediyoruz.
* Golden Circle (Altın Çember) turumuzda ilk durağımız, sönmüş bir volkan krateri olan Kerid olacak. 3.000 yıl önce oluşan; kalderası 55 metre, genişliği 240 metre ve derinliği 170 metre olan bu sönmüş volkanın içerisinde yürüyüş yaptıktan sonra, yarım saatlik bir yolculuk sonrası Geysir Jeotermal Alanı’na ulaşıyoruz.
* Yaklaşık beş dakikada bir su püskürten Strokkur Geysiri ve 2000 yılından bu yana uykuda olan Büyük Geysir’i görüyoruz ve İzlanda’nın en popüler şelalelerinden biri olan Gullfoss’a hareket ediyoruz.
* Hvítá Nehri üzerinde bulunan ve iki kademe halinde 32 metre yüksekten dökülen bu etkileyici şelalede fotoğraf molası veriyoruz. Mevsim şartlarına göre şelalenin yakınına kadar yürüme imkanımız oluyor. Programın son etabı ise Thingvellir Ulusal Parkı olacak. Tarihi, kültürel, jeolojik ve politik açıdan son derece önemli olan bu ulusal park alanında, Kuzey Amerika ve Avrasya tektonik plakalarını birbirinden ayıran Orta Atlantik hattını görüyoruz. Bölgenin jeolojik yapısı hakkında rehberimizden bilgiler aldıktan sonra bu sıra dışı oluşum içerisinde keyifli bir yürüyüş gerçekleştiriyoruz.
* Jeolojik öneminin yanı sıra, 930 yılında İzlanda’nın ilk yerleşimcileri tarafından kurulan dünyanın ilk ulusal parlamentosu Althing’e ev sahipliği yapan bu millî parkta, rehberimizden İzlanda hukuk sisteminin işleyişi (Viking Dönemi) hakkında bilgiler alıyoruz.
* Turun ardından Hella’da bulunan otelimize yerleşme ve geceleme otelimizde.
«Hella bölgesindeki otelimiz, kuzey ışıklarını gözlemleyebileceğimiz bir lokasyonda seçilmiştir. Bu bölgede, ülke şartlarına uygun olarak genellikle tek katlı ve sade nitelikte oteller bulunmaktadır.»
* Otelde alacağımız açık büfe sabah kahvaltısının ardından Güney Sahilleri Turu için hareket ediyoruz. İlk durağımız, dünyanın en tehlikeli sahillerinden biri olan Reynisfjara bölgesi. Burada siyah kumsalları ve bazalt kaya ile mağara oluşumlarını görüyoruz. Denizin ortasında duran Reynisdrangar kayalıkları, ilginç jeolojik şekilleri ile fotoğraf meraklılarının vazgeçilmezidir.
* Reynisfjara sonrası, 20 dakikalık bir yolculuk ile Dyrhólaey’e varıyoruz. Deniz üzerinde yer alan bu dev bazalt bloklar, aynı zamanda doğal yaşam alanı olup birçok kuş türüne ev sahipliği yapmaktadır. Hava ve yol şartları uygun olursa Dyrhólaey Deniz Feneri’ne araç ile ulaşıp siyah kumsalların ve manzaranın keyfine varıyoruz.
(Hava şartlarının uygun olmadığı durumlarda alternatif manzara noktasında durulur.)
* Eyjafjallajökull Yanardağı eteklerinden yolumuza devam ederek Skógafoss Şelalesi’ni ziyaret ediyoruz. Şelale çevresi, aynı zamanda ilk Viking yerleşim bölgelerindendir. Burada vereceğimiz serbest fotoğraf molasının ardından, İzlanda’nın en zarif şelalelerinden biri olarak bilinen Seljalandsfoss’u ziyaret ediyoruz. Eyjafjallajökull Buzulu’ndan eriyen sulardan oluşan Seljalands Nehri’nin bir parçası olan şelale, 60 metre yükseklikten akmaktadır.
Jeolojik yapısı sebebiyle hava şartları müsait olduğunda şelalenin arkasına kadar yürünebilmektedir.
* Tur sonrası Hella’daki otelimize dönüş ve geceleme otelimizde.
* Sabah kahvaltısının ardından valizlerimiz ile birlikte Reykjavik şehrine hareket ediyoruz. Güzergahımız üzerinde ilk olarak İzlanda’nın en önemli seracılık merkezi olarak bilinen Hveragerdi kasabasına uğruyoruz. Burada üretilen çiçek, meyve ve sebze seralarını gördükten sonra kasabanın sıcak buhar bacalarını (fumaroller) fotoğraflıyoruz.
* Yine güzergahımız üzerinde, İzlanda’nın ilginç jeotermal bölgelerinden biri olan Seltún’a uğruyoruz. Burada sıcak su kaynakları, çamur havuzları ve kükürt kaynaklarını gördükten sonra, İzlanda’nın en büyüleyici volkanik göllerinden biri olan Kleifarvatn’a geçiyoruz. Kleifarvatn, iki kıtanın (Avrasya ve Kuzey Amerika plakaları) birbirinden ayrıldığı çizginin üzerinde yer almaktadır. Gölün altında görünmeyen çatlaklar bulunur ve göl zaman zaman açıklanamayan şekilde su kaybeder. Depremlerden sonra su seviyesinin aniden düşmesiyle ünlüdür. Etrafı tamamen siyah lav taşları, kayalık tepeler ve buhar çıkışlarıyla çevrilidir. Manzara hem mistik, hem ürpertici, hem de inanılmaz derecede etkileyicidir.
* Yine yol üzerinde, taşlaşmış lavların bulunduğu lav tarlalarının içerisinden geçerek Reykjavik’e varıyor ve ünlü Perlan Müzesi’ni ziyaret ediyoruz
Perlan’da; buz mağarasında gerçek kar ve buz kullanılarak yapılmış Ice Cave içerisinde gezip buz duvarlarına dokunuyoruz. Kuzey ışıklarını, 8K projeksiyon ve surround ses sistemiyle hazırlanan gösteride hem bilimsel hem de görsel açıdan izliyoruz. Aktif bir volkanın içerisine girerek (simülasyon) unutulmaz bir deneyim yaşıyoruz. Ve tabii ki, olmazsa olmazlardan biri olan gözlem platformundan Reykjavik şehrini panoramik olarak görüyoruz.
* Öğle yemeğimiz için yine burada, en üst katta bulunan panoramik restoranda zamanımız oluyor.
* Perlan sonrası otelimize hareket ediyor, yerleştikten sonra Reykjavik şehrinde akşam yemeği için serbest zamanımız oluyor.
* Rehberimizin vereceği saatte odalarımızdan çıkış işlemlerinin ardından Keflavik Havalimanı'na hareket ediyoruz. Scandinavian Airlines (SAS) seferi ile Kopenhag'a uçuş.
* Varış ve ardından Scandinavian Airlines (SAS) ile İstanbul'a hareket ve İstanbul'a varış.
*Turumuzun sonu.
Sabah erken saatlerde otelden ayrılıp kuzeyin mitolojik sularına, Godafoss’a doğru yola çıkıyoruz. Adı “Tanrıların Şelalesi” anlamına gelen bu büyüleyici doğa harikasında, İzlanda’nın efsaneleri hâlâ yankılanır. Rivayete göre, bin yıl önce burada pagan tanrılarının heykelleri Hristiyanlıkla birlikte sulara bırakılmıştır. Şelalenin iki kademeli akışında, o dönemin inanç dönüşümünü değil; insanın doğayla barışmasını, teslimiyetini hissederiz. Güneş ışığı su zerreciklerinde dans eder, gökkuşağı sessizce şelaleye dokunur.
Kısa bir yolculuğun ardından kuzeyin başkenti Akureyri’ye ulaşıyoruz. Rengarenk evleri, çiçeklerle bezenmiş sokakları ve fiyort manzarasıyla bu küçük şehir, kuzeyde yaşamın zarif bir örneğidir. Limanda yürürken taze deniz kokusu, kafelerden yükselen kahve aromasıyla karışır. Şehrin sakin temposu, İzlanda halkının doğayla kurduğu sade ama derin ilişkiyi anlatır.
Öğleden sonra kısa bir iç hat uçuşuyla Reykjavik’e dönüyoruz. Uçak bulutların arasından süzülürken penceremizden İzlanda’nın dramatik coğrafyasına son kez bakarız; lav tarlaları, göller ve sessiz fiyortlar yavaşça ufka karışır.
Akşam saatlerinde otele yerleşip şehrin zarif atmosferine karışıyoruz.
Konaklama: Reykjavik Sand Hotel 4★+
Yemekler: Sabah
Kahvaltının ardından İzlanda’nın doğa ile lüksü birleştiren en ikonik noktalarından biri olan Mavi Lagün’e (Blue Lagoon) doğru yola çıkıyoruz. Lav tarlaları arasında uzanan yol, bu ülkenin özünü anlatır: gri taşların arasında yükselen buhar, yerin kalbinden gelen sıcak bir nefes gibidir.
Geniş krater benzeri bu doğal havuzda, suyun mavi tonları gökyüzüyle birleşir. 38 derece sıcaklıktaki jeotermal suların yumuşak dokusu, hem bedeni hem zihni sarar. Silika mineralleriyle zengin bu sulara daldığınızda, zamanın akışı yavaşlar; sadece nefesinizin sesi ve suyun yüzeyinde dağılan ışık kalır.
Buharın arasından yükselen kayalıklar, adeta başka bir gezegeni andırır. Doğanın gücü, burada bir lüks spa deneyimine dönüşür — ancak bu lüks, gösterişten uzak, saf bir doğallığın lüksüdür. Yeryüzünün kalbinden gelen sıcaklıkla arınır, kuzey ışıklarının ülkesiyle sessiz bir bağ kurarız.
Öğleden sonra Reykjavik’e dönüşte şehir merkezinde serbest zaman. Dileyenler için sanat galerileri, tasarım butikleri veya deniz kenarında yürüyüş rotaları önerilir. Akşamı kendi ritminde, kuzeyin uzun gün batımı ışığı eşliğinde geçirebiliriz.
İzlanda’nın sade ve dingin atmosferi, günün sonunda içimizde bir huzur yankısı bırakır.
Konaklama: Reykjavik Sand Hotel 4★+
Yemekler: Sabah
Sabah çok erken saatte otelden ayrılıyor ve Reykjavik Keflavik Havalimanı’na transferimizi gerçekleştiriyoruz.
Icelandair’in FI542 sefer sayılı uçuşu ile saat 07:35’te Paris’e hareket ediyor, 13:00’da varıyoruz.
Kısa bir beklemenin ardından Türk Hava Yolları’nın TK1828 seferiyle saat 19:40’da İstanbul’a uçuyoruz.
Gece saat 23:30’da İstanbul Havalimanı’na varışımızla birlikte, lavların buzu erittiği bu masalsı ülkenin sessiz yankısı içimizde kalıyor.
Uçağın penceresinden bakarken, ardımızda bıraktığımız toprakların gri ve mavi tonları hâlâ gözümüzün önündedir.
Volkanların gücüyle buzulların zarafetinin yan yana var olabildiği bu ülke, bize doğanın en saf dengesiyle insanın sade huzurunu öğretir.
İzlanda sadece bir yolculuk değil, bir fark ediştir — sessizliğin de bir dili, yavaşlığın da bir anlamı olduğunu hatırlatan bir ders.





